
SANA HASRET, SANA HAYRAN BU GÖNÜLLER
Gökler bir nefes ötedeymiş gibi atıyor kalbim-Sen gelince Düşlerimin gözleri önüne…
Yağmur damlalarının hasret ile toprağa süzülüşleri çalınıyor sonra ruhuma ince ince,
Damla damla toprağa kavuşmaları sanki her daim secde edercesine-Minnet içinde…
Her An mı mutlu bu sonbahar, hep mi şen bu mevsimler?
Sessiz ve gizliler her bir çetin ayazın tebessümünde.
Peki ya sana susamış Onlarca cenk yüreğe ne demeli Güneş’i gülen Gözlüm?
Varlığın; Her bir AN’ını Yol’unun adanmışlığına seren Yüreklerin, İnci gibi saklı zaruri zerresinde.
Suyun, gülüşüne hasretliği gibi susamışım gözlerine. Ömrüm sana hayran,ben sana hayran en nihayetinde…
Ne kış OL’ur Gün Bahçe’ne düşenin gönlünde, ne de bir dirhem ayaz çalınır gülüşüne,
Âlem sana hayran, ben sana hayran en nihayetinde.
Toprak sana hayran, Ateş sana hayran;
Gün sana hayran, Gece sana hayran…
Sen; Suyun, Güneş’in ve dahi Sana dair OL’an her şeyin, Kıymetli varlıklarının En Hakiki Gönül ehlisin Göklerin en Yüce Mertebesinde!
Bu cihan da döner durur Sen’in yüzü suyu hürmetine!
Sen’in iznin ile ve OL’durduğun binlerce nurdan bir demet ses yükselir-bu yağmuru bereketli Gök Kubbesi’nde!
Melis Gebedek
27.02.2025
18:00



