
MESİH BİLİNCİ ANLATIMI
Sevgili Arkadaşlarım,Anlaşılamama konusunda gelen şikayetler doğrultusunda bu yazıyı yazma gereksinimi duydum. Bizler çok olağanüstü bir zamanda yaşıyoruz. Bu zaman neden olağanüstü ve herkes bunu neden hissedemiyor? Belli bir zaman önce – geçen senenin kasım ayında insanlığın fiilen 4.Yoğunluk frekansına girdiği haberleri tebliğ edilmişti. Yoğunluk frekansları ve boyutları duymayan yoktur sanırım. Bizler bu madde realitesine/gerçekliğe deneyim yapmak için giriyoruz. Bu deneyimlerin neticesi de Evrimdir. Yani yukarıdan geldik – aşağıda deneyimledik ki yukarıya nasıl çıkılacağını öğrenebilelim diye – şu anda bulunduğumuz gerçeklik oluşturulmuş. Yukarıya çıkmak demek ille de bizlerin bir yere gitmesi demek değildir. Yukarıya çıkmak demek – BİREYSEL, HÜCRESEL FREKANSIMIZI YÜKSELTİP GERÇEKLİĞİMİZİN FREKANSINI YÜKSELTMEK VE DAHA YÜKSEK FREKANSTA TİTREŞİRKEN HEM MADDEDEKİ DEĞİŞİMLERİ GERÇEKLEŞTİRMEK – BU DA BİREYSEL / BEDENSEL VE ÇEVRESEL / BİZİ ÇEVRELEYEN GERÇEKLİĞİN DEĞİŞMESİ DEMEKTİR.
Evrim sürekli hareket demektir. İleriye kelimesi de göreceli Evrim konusundan bakıldığında çünkü frekansta kutbiyet var ve bu evrim içerisinde hareket olduğu sürece hep onu gerçekleştiriyoruz demektir. Yani pozitif isek Evrim var negatif isek Evrim yok diye bir düşünce doğru değildir. Hareket ve eylem olduğu sürece evrim var çünkü sonucunda yine bizi doğru yola sokacak tetikleyicilerle karşılaşırız. Belli bir frekans tınısına geldikten sonra insan yolunu belirler (yani bir çok kere pozitif ve negatif bedenlenmelerden sonra kutuplaşır ve stabil olarak bir yelpaze tınısında/frekansında kalır) ve artık daha seçici olmaya başlar. Yani artık düşük frekanslarda işi yoktur, frekansı hep yükseltmeye–yani pozitif yolda gitmeye çalışır. Burada da tuzaklar var – örneğin duygu – insanı farkında olmadan negatife sürükler. Bunun açılımını daha sonra yapalım.
Bütün bunun neticesi olarak insan artık genel olarak ne istediğini bilir ve bu yolda gitmeye çalışır, kendisini tanımaya çalışır ve artık içten dışarıya eylem yapmaya hazırdır, egosunu ıslah eder ve ona hakimiyet sağlar ve huzur ve denge içerisinde artık etrafındakileri de çekmeye / yükseltmeye çalışır. Bu konuma geldiğinde de zaten artık yoğunluk seviyelerinin değişimi eşiğine gelmiştir. Bu herkes için Lineer Zamanda farklı bir olgudur. Bazıları birkaç bin yılda, bazıları birkaç yüz bin yılda bu olguya ulaşır. Bu bir çok başka etken sonucundan kaynaklanır. Bir yoğunluk seviyesinden diğerine geçecek olan insan ruhu ve bedeni buna hazırlanmaya başlar . Bu hazırlıklar esnasında Evren ve Galaktik seviyelerden gelen Işın tetiklemeleri ile öncelikle hizalanması gerekmektedir. Artık insana tüm Galaksi ve Evren yardım etmeye başlar ve insan da bunları fark etmeye başlar. Bu Işınlara hizalanabilmekte yine çok değişken bir kavramdır. Herkes farklı şekilde hizalanma ve tetiklenme alır.
Diğer bir üst seviyeye geçme anına HASAT deriz. Bu yolda ilerleme sürecine ise–YÜKSELİŞ SÜRECİ deriz. Yani insan öncelikle YÜKSELİŞ SÜRECİNİ yaşar ki sonuçta HASAT olabilsin. Ondan sonra da YENİ REALİTE BAŞLAR. Bu kavram bize çok yabancı çünkü – İNSAN SADECE ALGI SINIRLARI DAHİLİNDE İDRAK YETİSİNE SAHİPTİR. BİLMEDİĞİ BİR ŞEYİ HAYAL EDEMEZ. Bu durum değişir mi ? Evet. Ne zaman? İnsan yükseliş sürecinin sonuna geldiğinde – yani hasata çok yaklaştığında ve titreşimlerini de dengeli olarak kutuplaştırdığında insanın kendi yapısında değişimler başlar. Yani insanın ÜST ÇAKRALARI DEVREYE GİRER… BUNA ÇAKRALARIN AÇILMASI da deriz. Çakraların açılması aslında var olan seviyeden açılmasından ziyade üst seviyelere açılması hedeflenerek yapılır. Çakralar üst seviyelere açıldığında ise insanda algılar açılır, telepati, duru görü, duru işiti, duru biliş v.s. Bunun sonucunda da insan artık bilmediği bir dünyadan bilgi almaya ve enerjisel olarakta ona hizalanmaya başlar. Hasata hazırlanmaya başlar. Yeni DÜNYA gerçekliğin algısı onun için artık değişir. O gerçekten çok boyutlu bir hal almaya başlar ki bu da o Yeni Dünya Gerçekliğinde onun kendine bir yer oluşturmasını sağlar. ESKİ BİLGİ İLE YENİ DÜNYA KURULMAZ! Yani tüm bu süreç şu andaki bizim gerçeğimiz – Yeni 5. Yoğunluk Frekansının Titreşimlerine öncelikle hizalanmak ve sonra da Yeni Realite / Gerçeklik oluşturmaktan ibarettir.
Bunun için ne yapıyoruz? Herkes bireysel olarak daha yüksek titreşim taşıyan bilgi/enformasyon kalıplarını farklı farklı açıyor. Ancak bunun için tetikleyici gerekmektedir. Böyle tetikleyicilerden bir tanesi de Yükselişin Transsenkronizasyonu ve 144 Mesih Kodu aktivasyonudur. 5.Yoğunluk Frekansında (veya yaygın olarak söylendiği–5B ) gerçekleşecek yaşamın süreci 144 bireysel kodun açılımından geçer. Yani MESİH BİLİNCİ İÇERİĞİNDE ŞU ENERJİLER MEVCUTTUR – KOŞULSUZ SEVGİ, YÜKSEK MERHAMET ve MAHATMA ENERJİLERİ. Mesih Bilinci dendiğinde size tanıdık geliyorsa, ona doğru çekiliyorsanız, o olduğunuzu düşünüyorsanız – demek ki sizler 5. Yoğunluk frekansına atlamaya/geçmeye geldiniz. Bu da sizlerin ona göre kendinizi hazırlamanız demektir- yani frekansınızı 5. Yoğunluk seviyesinden hedefleyip yükseltip hizalamalısınız. O zaman size bu çalışma yardım edecek demektir – itilim alacaksınız. Bu ilk başta çok karmaşık ve içinden çıkılmaz gibi gelse de akabinde sizler ruhsal hizalama aldıkça neyin parçası olduğunuzu anlamaya başlarsınız. Bu çalışmanın akabinde kodların açılım çalışması da var. İsteyen devam edebilir. O çalışma da Sırlar Okulu olarak bilinmektedir.Ben sizlere biraz daha Mesih Bilinci ile ilgili bilgi vermek istiyorum.Mesih Bilinci kavramı 3.yoğunluk frekansının sonlarına doğru ortaya çıkmıştır ve 4.ve 5. Yoğunluk frekanslarına insanları hazırlamak için tebliğ edilen sistemler dahilindedir. İlk olarak Milattan Önce 1480-1420 li yıllarda Mısırda 18. Hanedanlık döneminde Dünyaya bu enerji çıpalanmıştır. Akhenaton adındaki varlık tek tanrı kavramını ortaya atmış ve bir grup rehber ile çalışmalar yapmıştır. Ancak süreç onun babası zamanından başlamış ve ilk YAŞAM ÇİÇEĞİ ve MERKABA kavramını o dile getirmiş ve hatta mezarına da işletmiştir. Daha sonra Dünyada ve özellikle de Anadoluda Athena ve Kibele Tapınakları oluşturulmuş ve bu enerjiyi dengeli olarak yansıtmıştır.Daha sonra – 2. Çıpalama Milattan Önce 40-6 yıllarında gerçekleşmiş. Peygamber olarak ilan edilen varlık İsa /Sananda’dır. Annesi Meryem. Mesih bilincini başarı ile çıpalamış olan bu varlık daha sonra yükselmiş- bedeni ile gitmiştir. Ancak 1200 yıl sonra İsa olarak bilinen SAHTE MESİH varlığı Reptilianlardan feyz almış ve bir çok eğitimden sonra gerçek İsa’ymış gibi ortaya çıkarılmış. Bu varlık Konstantinopol/İstanbul’da – Beykoz tepeleri diye bir yerde yaşamış ve bu gün Yuşa Tepesi olarak bilinen yerde çarmıha gerilmiş. Ayrıca bu dönemin yıl olarak uydurulması ve Avrupalıların hegemonyalarını haklı çıkarmaları açısından tarih çarpıtılmıştır. Haçlı seferleri M.S.1200 yılında başlamıştır. Bu olayın insanlara gerçekmiş gibi yutturulması yükseliş sürecindeki insanların şaşırtılıp bu süreci engellemek için yapılmıştır.
Hristiyanlık dini olarak bilinen olgu aslında enerjinin bölünmesi olgusudur – BABA,OĞLU ve KUTSAL RUHU olarak sunulmuştur. Oysa ki gerçek dişi enerjinin de dahil olması ile bir denge sürecidir , yani – ANNE /BABA – OĞLU/KIZI – KUTSAL RUHU adınadır.Şu anda – yani 2000’li yıllardan sonra bu süreç hareketlenmeye başlamıştır. 2008 yılında bu çalışmanın tebliğleri alınmaya başlandı ve 2012 yılında da tam form oldu. Bölünmüşlük zinciri kırıldı ve enerji- dişi enerjinin de katkısı ile dengelenmeye başladı.Bütün bu yazdıklarım tebliğdir. Bu tebliler bir kitabın içeriğidir ancak henüz zamanı olgunlaşmadığından kitabı yayınlamıyorum. Adı – MESİH BİLİNCİ olacak. Bu defa da başarılı bir enerji çıpalaması yapacağız ve hedefimize ulaşacağız. İşte son çıpalama – yani günümüz – 144000 Mesih Bilinci taşıyan varlığın eylemidir. Aslında Mesih Bilinci her bir insanda – hücresel kodlamasında mevcut. Ancak bazıları bu kodu daha erken çözecek, bazıları da kendi zamanları geldiğinde çözecek. Şu anda dünyada bu Mesih Görevini hatırlamaya çalışan bir çok “UYUYAN MESİH “ VARLIKLARI MEVCUT. Bu yüzden her çalışma esnasında yapılan sesli onaylamalar ile bu YÜCE RUHU uyandırmaya çalışıyoruz. Batı dünyasının beklediği MESİH budur . Başka gelecek Mesih yok.
Mesihler 144000 olarak tüm dünyaya yayılmış kendi uyanışını bekliyorlar. Son Mesih uyandığında Hasat başlayacak. Bu bir bilinçtir, bir kişilik veya kimlik değildir. Mesih bilinci varlığı olarak bu gün karar verip ona katılmayı en derinden istediğinizde onun parçası oluyorsunuz. Her yoğunluğun (görevleri ve orijinleri çok farklı olan varlıklar var ve onları tetikleyen kendi içlerinden varlıklar var, bunlara yoğunluk deriz) Mesih Bilinci içerisinde üyeleri var. Bu Birleşik Alan gibidir. Herkes farklı ancak amaç aynı. Herkes farklı olduğundan bu bilincin tezahürü de çok geniş bir yelpazeden olmaktadır, herkes farklı açılımlar yapmaktadır.Bence şimdilik bu kadar bilgi yeterlidir.Sevgilerimle,Zehra Usanmaz



