
*Bilgi toplamaya değil, bilgelik kazanmaya yönelin. Çünkü bilgiler yalnızca zihinsel düzeyde kalır ve insanın kendini beğenmişliğini ve önemlilik duygusunu arttırır, egoyu besler.
*Bilgelik ise; insanı içsel sadeliğe ve tevazuya götürür. Kişinin kendi aşkın Doğasını kavramasına ve onu izlemesine yardımcı olur. Onun amacı; birlik, denge ve uyumdur.
*İnsanın tam da bu durumda Yaradanın işaretlerini duyar ve O’nunla doğrudan iletişim kurar. Bu işaretler her yerdedir ve onları ancak Ruhun kalbiyle algılamak mümkündür.
*Bilgiyle doldurulmuş insan ise; her zaman bu bilgileri kendi çıkarları için kullanacaktır. Böylece Birlikten ve Barıştan kopuk kalır; çünkü her şey, egoist algısının farklı derecelerdeki ele geçirme arzusunun etrafında dönecektir. Bu bazen kendini yüceltme, bazen de dönemsel olarak kendini küçümseme şeklinde ortaya çıkar.
*Egonun amacı; dünya ve kişinin kendi özüyle ebedi bir ayrılık içinde kalmaktır; çünkü zihin değerlendirir ve ayrıştırır. Bilgelik, insanı egosundan vazgeçmeye ve vermeye yöneltirken, öğrenilmiş bilgi; kişiyi başkalarının üzerine çıkarmaya yönlendirir ve durmaksızın yalnızca maddi düzlemi ele geçirmeye çalışır.
*Bilgelik, içeriden kavranır ve düşünce ile eylemlerin genel yönünü aydınlanmaya ve dengeye götürürken entelektüellik insanı zihinsel tartışmalara ve ego aracılığıyla başkalarından üstün olmaya sürükler. Böyle bir insan tüketici ve ele geçirici olarak kalır; bu nedenle en iyi icatlarında bile kendi çöküşünü bulacaktır. İşte ” en büyük ” zihinler ve medeniyetler böyle yok olur; ancak çoğu insan bu mekanizmayı anlayamaz.
*Gerçek Bilgelik, Ruh ile bağlantı kurarak Yüksek Benliğe ve Yaradan’a yönelten dikey eksenin; Sevgi, Neşe ve Şükran duygularının Ruh aracığıyla maddi dünyada tezahür etmesini sağlayan yatay eksenle dengelenmesidir.
Kalbin deneyiminden yoksun her türlü bilgi ise; yalnızca maddeleşmeye ve ruhun yozlaşmasına götüren sonsuz bir yatay eksendir.
Kadim Bilgelik
Zehra USANMAZ


