
FANTOM DNA DENEYİ
İnsanlar, sahip oldukları eşyalara ve gittikleri yerlere kendilerine özgü izler bırakırlar. Her mekan, eşyalar ve nesneler o kişiye ait özel anılar ve enerjiler taşıyarak, zamanla o kişinin izini ve ruhsal dokusunu barındırır.
1990’ların başında, Vladimir Poponin ve arkadaşları bu konuyu daha da derinlemesine incelemek için Rusya’da DNA’nın kuantum etkileri üzerine deneyler yaptılar. Bunlardan bir tanesi ve en dikkat çekeni Fantom DNA deneyi (Hayalet DNA Deneyi) olarak geçmektedir.

DNA olmamasına rağmen izi duruyordı. Bu deneye bu sebeple “hayalet DNA etkisi” adını verildi.
Bu deney bize; DNA’nın etrafında bir enerji alanı oluşturduğunu ve bu alanın DNA fiziksel olarak çıkarılsa bile etkisini sürdürebildiğini bir hafıza taşıdığını gösteriyor.
Geçmişte yaşanan deneyimler, hissedilen duygular ve paylaşılan anılar, mekânların, nesnelerin alanında birikerek, o yerin, o eşyanın “enerji alanını” oluşturur. İnsanlar ayrıldığında, orada kalan bu görünmez izler, mekânın enerjik hafızasında yer eder; tıpkı Fantom DNA deneyinde DNA’nın çıkarılmasına rağmen fotonların düzenli kalması gibi kalıcıdır. Bu sebepledir ki mekânlar sadece fiziksel ortamlar değil; Onlar, insanlar tarafından dokunulmuş, etkilenmiş ve enerjileri aktarılmış, adeta yaşayan enerji alanlarıdır.
Bu konuyla ilgili detaylı okuma yapmak isterseniz; ⬇️
Poponin, V. (1995). The DNA phantom effect: direct measurement of a new field in the vacuum substructure. In Ann. Conf. on Treatment and Res. Experienced Anomalous Trauma, San Rafael, CA.
Sena TOROS



