HİKAYELER

KALBİN GENİŞLEMESİ

 

Sadrüddîn el-Konevî (k.s.), hem büyük bir mutasavvıf hem de Muhyiddin İbnü’l Arabî’nin en yakın öğrencisi ve üvey oğludur. Annesi, İbnü’l Arabî ile evlendikten sonra Konevî, çocuk yaşta onun terbiyesinde büyümüş, ömrü boyunca hocasına derin bir sevgi ve saygı beslemiştir.

İkisi arasındaki ilişki sadece hoca-talebe değil; ruh – gönül bağı gibidir. Konevî, “Benim ilmim, Şeyhimin kalbinden damlayan bir nurdur.” der.

Bir gün genç Konevî, hocası İbnü’l Arabî’nin evine gelir. Gönlü çok karışıktır. Kalbinde sorular vardır, ama dili söylemeye çekinir. İbnü’l Arabî onu görünce gülümser:

“Hoş geldin ey Konevî! Bugün neyi anlamak istiyorsun?”

Konevî başını eğer, sessizce der ki:

“Efendim, bütün ilimleri öğrenmeye çalışıyorum, ama hâlâ huzur bulamıyorum. İlim arttıkça kalbim ağırlaşıyor.”

İbnü’l Arabî bir süre susar, sonra evin içinden bir testi su getirir. Testiyi masaya koyar, yanına da bir fincan tuz.

“Al,” der, “bu tuzun hepsini suya at ve iç.”

Konevî denileni yapar, ama yüzünü buruşturur.

“Çok acı oldu, içilmiyor,” der.

İbnü’l Arabî bu kez onu dışarı çıkarır. Bir dere kenarına giderler. Orada aynı miktarda tuzu alıp suya atar.

“Şimdi iç,” der.

Konevî içer, gülümser:

“Tatlı oldu, suya karıştı.”

İbnü’l Arabî, elini Konevî’nin kalbine koyar:

“Ey evladım, işte ilim de tuz gibidir.
Kalbin küçükse, ilim seni yakar; kalbin genişse, ilim seni tatlandırır.
Sen kalbini büyütmeyi öğren, ilim kendi yerini bulur.”

O günden sonra Konevî, derin sessizliğe bürünür.
Artık çok konuşmaz, çok okur, ama daha çok tefekkür eder.
Yıllar sonra kendi öğrencilerine der ki:

“İbnü’l Arabî bana kitap değil, kalp okumayı öğretti.
Onun dersleri kelimeyle değil, nazarla olurdu.”

Kaynak:

El-Fütûhât, c.1, bab 48, Kalbin genişlemesi bahsi  – Muhyiddin İbn ARABÎ

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu