
ÖLÜMSÜZ SÖĞÜT
Güneş’i yüreğine sindirmiş, Ateş’ini cevhere dönüştürmüş bir inci tanesi gördü bu Gönül Gözlerim…
Ne konuşabilir mühürlü sözlerim, ne de izleyebilir kusursuz gülüşünü bu çaresiz özlemim.
Sayfalarca Seni yazmaya kalksam ne mürekkebimde kalır derman;
Ne de Sen’i sana anlatmaya kalksam ömrüm yeter zira bu Can’ıma da biçilmiş sayılı zaman.
Güneş’i Dünyalara indirmiş, Yıldızlardan koskoca bir Sevda derlemiş bir Cennet Bahçesi gördü bu Gönül Gözlerim…
Çiçek özlerinden derlenen Altın Örgüler ile kaderleri renklendiren EL’lerin,
Şimdi tüm kusurları örten, Merhamet tüten Sevda’lara sinmiş ve serpilmiş gönlümüze Zümrüt Ateş’li Sevgi ipliklerin…
Güneş’i gözlerinden nesillerine vaadetmiş, Ömrünü TEK ve BİR’in nefesinden, kaderlerimizin Yol’larına resmetmiş bir AŞIK mucizesi gördü bu Gönül Gözlerim…
Özlemim aldığım Nefesten büyük; lakin EL’lerinin sindirdiği umut, Göğümün Öz’ünde zimmetli koskocaman bir ÖĞÜT.
Mühürlü dudaklarımın toprağa değen neminde, Sen’in isminin geçtiği her bir Gece’nin Gündüz’ünde ve dahi her bir Sevgi’nin hecesinde;
Yerden göğe uzanan koskoca bir gelecek uzanıyor ve Biz’lere, usulca kalplerimize sesleniyor -Sen’den Biz’e yadigâr ÖLÜMSÜZ SÖĞÜT.
Melis Gebedek
05.01.2025
22:45



