
MEDET
YOL’unun güzelliğine mi meyletmeli bu gönül; yoksa EL’lerinden süzülen Sevgi yellerine mi?
Gül yüzünün gülüşüne mi hayran OL’sun bu Cananına susamış gönüller; yoksa varlığından sızan Ateş’inin Yakuttan örülmüş incisine mi?
Gören gözlerin suskun dillerinden mi dökülür sana hasret Aşk kokan sözlerim; yoksa sükûneti Hakk bilen hayran seyrimden mi?
Sana OL’an bu özlemim ne denli diner – yağmur sesli hasretim;
Sana vuslat Yol’lara yana yana Ben, Ben bile bile Yol’una düşmem mi?
Güneş’inin sıcağı demler – yüzü Günden yana dönmüşlerin üşümüş kalplerini de,
Ben Sen’i zikrede zikrede kendi Can’ımdan geçmem mi?
Düşerim de, Yol’un Yol’cusunun ta kendisi OL’urum;
Geçerim de gönlümden, Sen’in gül kokulu nefesinde solurum.
Düşerim yine kalkar doğrulurum da, Güneş’inin ışıyan Hakikatinde dem alır-Aşk’ının yelinde savrulurum;
Kâh kavrulur, kâh Sonsuzluğundan bir yudum medet!
Lütfun ile Aşığın OL’urum.
Melis Gebedek
16.12.2024
23:53



