
RÜZGAR SÖYLEDİ… BEN, DİNLİYORUM
“Ait olduğun yere dön” diye fısıldadı rüzgar çalılıkların arasından… Hafıza bu ya. Neresiydi aidiyet? Gökyüzü müydü, yoksa, toprağın doğduğu Annenin görkemli türküsü müydü?
Sözgelimi sarfedilen kitap cümlelerinden bambaşka bir diyardaydı yaşanılan duyguların öyküsü… Yoksa Evin Yolu, Özgürlük müydü?
Şiirlerin mısralarında adı geçen doğanın döngüsü, hafızanın unutulmuş diyarlarında hayal kırıklıklarıyla mı örtülüydü de bundan mı bunca zamandır geçmiş Anlar gönül gözlerime küskündü?
Rüzgarlar şimdi fısıldıyor gerçeği ruhumun ufku sonsuzlukta süzülen kanatlarına… Hafıza bu ya. Neresiydi aidiyet? Günyüzü müydü, yoksa, derinliklerimde sesini duymamı bekleyen öykümün ölümsüzlüğe öngörüsü müydü?
İçimde işitilen yağmur damlacıklarının özgürlüğünde, gökkuşağı renklerinin her bir neşe ile parıldayan zerresinde, bulutların arasında gülümseyen Pınarların doğaya seslenişlerinde ve sen sonsuz Ruhum! Sen’in var oluş mücadelende soluduğum AŞK’ın, kusursuz Güneş’indeydi aidiyetimin önsözü…
Sürecimin başı ve yüzyıllık bir var oluşun eve dönüş öyküsü…
Rüzgar söyledi türküsünü…
Ben yalnızca dinliyorum.
Her bir notasının masmavi gökyüzü ile birleşip, suda yaşam bulan yaşam döngüsünü.
Melis Gebedek
01.04.2025
20:32



