
SEN, YİNE SEN!
Yine düşürdün gönlüme bir Ateş parçası,
Sen! O kudretli isminden doğan Güneş’inin aşı ile çağlayan…
Ben yine Sana Sen’i sordum, düştü düşüme sesinin ipince tınısı,
Yine Sen! Yerleri ve dahi Gök’leri kusursuzca merhameti ile sonsuzlukla sulayan…
Bahçe’nin toprağında biten ota bakakaldı gönlümün kocaman bir parçası,
Sen! O sızım sızım sızlayan kalbime, Sana Ol’an Sevda’nın ismini fısıldayan…
Ben yine Sana Sen’i sordum, düştü düşüme gülüşünün her daim taptaze Gül Kokulu deryası,
Yine Sen! Yerleri ve dahi Gök’leri huzurla, Gün’ün yeni doğan Güneş’i ile karşılayan…
Hasrete mi sormalı Sen’i; yoksa dedim, bitmek tükenmek bilmeyen-sonu belirsiz hüznün nehrine mi?
AŞK’a mı sormalı Sen’i; yoksa dedim, Gök’lerden inen bereketinin hüznünü neş’e sayan engin nefesine mi?
Yine düşürdün gönlüme bir Ateş parçası,
Sen! O Hikmetli isminden doğan Güneş’inin ışıması ile tüm varlıklara merhametini hediye eden…
Ben yine Sana Sen’i sordum, düştü düşüme Sevda’nın taptaze çiçek açan destanı,
Yine Sen! Yerleri ve dahi Gök’leri kusursuzca, rengarenk Sevgi Açan Bahçeleri ile nimetlendiren…
Melis Gebedek
23.12.2024
13:53



