
TEBLİĞLER
TÜM YARATILMIŞ ALEMDE AYNI ANDA TEZAHÜR EDEN EVRİMİN MADDEDEKİ ETKİLERİ
Bir çağdan başka bir çağa geçişte tüm dünyaların sistemleri değişmektedir(şekil değiştirmektedir). Bu değişimler, tüm görünmez bedenleri, ayrıca onların iç durumlarını ve gezegende yaratılmış tüm yaşam formlarını etkilemektedir. Bir sonraki evrim seviyesine (basamağına) her bir geçiş
( ki bu durum bu gezenle beraber olsa da yine de her bir form için bireyseldir) dünya görünüşünü değiştirir ve bedenin çakraları bazında dönüşümünü temin eder, çünkü gezegen gibi insan da yedili yapıya sahiptir ve etrafındaki dünyayı, beden organları ve ince oluşumları – çakraları ile algılamaktadır.
Ruhsallığı ve Yüksek Dünyaları hedef almış olan bir insan, bu hedefine ulaşmak için bedenin tüm gücünü kullanır ve tabii ki tüm iç potansiyelini devreye sokar. Peki, madde dünyasında bu enerjinin kabı nedir? Tabii ki ikinci çakra, cinsel çakradır, yaşam enerjisinin kaynağı. Bu gücü oluştururken, beden bu gücü yüksek dünyalara yönlendirmelidir. Bu anda bu gücün üst titreşim seviyesi dönüşümüne uğraması ve doğasının ruhsal enerjiye dönüşmesi gerekmektedir.
Üst titreşim seviyesine dönüşmüş olan bu enerji, yüksek dünyalarda veya ruhsal dünyalarda işlevine başlar.
İkinci çakra beşinci çakra ile bağlantıdadır, üçüncü – altıncı ile, dördüncü – birinci ve yedinci ile ve hepsi beraber birlik çalışma sistemi oluşturmaktadır. Ruhsal çalışmalarda tüm yaşam gücü yüksek bedenlere toplanmaktadır ancak bu durum düşük titreşimli bedenlerin çalışmadığı anlamına gelmez. Bütünde tüm bedenin tekrar merkezlenmesi gerçekleşir ve eskiden düşük titreşimli merkezlerin çalışması esasken, şimdi esas çalışma yüksek titreşimli merkezlerin olmaktadır. İkinci çakranın tüm gücü beşinci çakraya itaat eder, sanki ikinci çakrayı kendine çekmiş gibi, ancak bu durum ikinci çakranın tamamen bozulduğu anlamına gelmez. Bu durumda ikinci çakra baskın durumunu yitirmiştir sadece…
Tüm bu değişim sürecinin aynısı Dünya gezegeni ile de gerçekleşir.
“… Adanmışlık – 1800 süreci içerisinde iki ek salgı bezi gelişmeye başlar. Bunlar toksin arındırma organları ile karışıktır. Bu bezler, foton enerjisinitaşıyıcı hücreler aracılığı ile kana aktarmaktadırlar, kan ise foton parçacıklarını beyne ve sinir sistemine taşır. İkinci çakra bölgesi aracılığı ile bu salgı bezlerinin formları omuriliğe bağlanır. Omurilik sıvısında toplanan Foton enerjisi salgı bezlerine aktarılır, bunlar da daha sonra taşıyıcılar aracılığı ile böyle bir tür enerjiyi bir sonraki dağılımı için kana aktarır.
Eğer foton enerjisi eksikse, sizin yükselişinizde Işık Dili veya BİRLİK kavramı oluşmaz . Eğer büyüyen birliğe yükselmeyi beceremezseniz, yükselenler ile aranızda bir çok fikir uyuşmazlığı meydana gelir ve bu durumda yükseliş aşamasında tehlikeler azalmaz, tam tersi fazlalaşır. Yüksek içsel fikir ayrılıkları ve birliğin eksikliği de yine hastalıklara sebep olmaktadır. Bu yüzden Foton salgı bezleri, zarar görmeme durumunu yakalamak için çok önemlidir. Ayrıca, Işık Dili birliğinde oluşan düşünce formlarına hizalanamama ve anlayamama durumu oluşur ve bunun yanında hastalık, yaşlanma ve iyi hissetmeme gibi durumların da aşılamamasına neden olmaktadır…”
Kadim Bilgelik, Beyaz Kardeşlik,
Zehra Usanmaz,
16 Mayıs 2023



