
YA ŞEHADET YA HÜRRİYET
Ata’nın gönlünden geçen, sözlerinden dökülen, Ve dahi ciğerlere nükseden: “ Ya Şehâdet! Ya Hürriyet! ” nârâları,
Hangi gecenin söktürmez şafağını,
Nasıl OL’a Aşk Yol’una parça parça etmez,
Bu etten kemikten cihadına susamış kullarını?
Şafaklar sökmesin mi gayrı dipsiz gecelerden, Gözleri’n ayazı silinmesin mi?
Saman alevini engin yangınlara evirmesin mi Yürek Sancısı,
Ateşin kıvılcımlarında pare pare eritmesin mi?
Doruklara varmış Alplardan, Arşa ermiş sevdalılardan destanlar yazılmamış mı boy boy,
Göklere serilip de şerbetli mukadderat yağmamış mı?
Ata’nın gönlünden geçen, sözlerinden dökülen, Ve dahi ciğerlere nükseden: “ Ya Şehâdet! Ya Hürriyet! ” nârâları,
Şimdi doğrulur huzurunda, davete icabet HAMD’ı!
Bu davetler ki Sana kavuşmanın gözü yaşlı; lâkin şükrü ile dolup taşan en yüce ŞÜKRANI! ”
Melis Gebedek
02.08.2024
10:46



