TEBLİĞLER

ZAMAN VE HASAT KUTBİYETİ

Lineer olarak yukarıdan-bilinmeyen uzaydan bizim Mega Evrenimize gelen Zaman Işını çizgisi, bizim Evrenimize girdiğinde, bazı – bizim henüz tam olarak bilmediğimiz etkenler altında yayılmaya (şişmeye) başlar. Bu yayılma olgusu piramit şeklinde gerçekleşir. Evrenin enerji sınırları içinde belli bir yayılma gösteren Zaman Işığı , Galaksi sınırlarına girdiğinde , yine tam olarak bilemediğimiz uzaysal etkenlerden dolayı daha da yayılır ve piramidin formasyonu başlar. Tabii uzaydan etkenlerin de sürekli hareketli ve değişken olduğunu varsayarsak , bu olgu da fantom etkisi taşır. Yani belli bir zaman için ve belli yerlerde geçici olarak sabittir.Bu ,uzay zaman için kısa süreli ama Dünya zamanı için uzun süreli belli etkilerin sonu da, uzaysal koşulların değiştiği zamanlarda değişir.
Bildiğimiz gibi Dünyamızın atmosferi içinde var olan Zaman kavramı ile hemen atmosfer dışına çıktığımızda ,yaşadığımız zaman azalmaktadır. Örneğin Dünya üzerindeki bir yıl, hemen Dünyanın dışındaki uzayda birkaç dakika gibidir. Bunu uzay araştırmalarından kontrol edebilirsiniz. Yani Güneş Geliosu ( enerji atmosferi ) içindeki zaman, daha farklı prensipte var olmakta. Orada hala piramit şeklini korumaktadir. Güneşin içinde oluşan elektromanyetik süreçler, belli yoğunluğa ulaştığında Dünyamızı etkilemeye başlar. İşte bu anda , Dünyanın atmosferi içinde Zaman Bükülmesi oluşur. Yani Zaman Piramidi içinde , kendi koşullarını yaşayan, bir ” hava kabarcığı ” oluşur. Bu kabarcığın içinde zamanın uzaydan gelen şekli, güneşin elektromanyetik etkisinin tetiklemesi ile hızlanır. Bu varoluş biçimi de sınırlıdır ve bunu belirleyen yine Güneştir. Direkt olarak Dünyayı kendi enerji kalıbı içinde barındırdığı için, kendisindeki değişim periyotları , Dünyayı direkt olarak etkiler. Yani Dünya üzerindeki varsayılan Zaman olgusu değişir, ” hava kabarcığı ” patlar, zaman sona erer- o ana kadar bilinen şekli ile. Ve başka bir zaman çizgisi üzerindeki yaşam başlar. Değişen Güneş, değişen dünya zamanına direkt etki yapar.
İnsan , uzayın bir yansıması olarak, tüm bu değişimlerce uyarılır ve kendisi de değişerek , yeni Dünyada ve yeni Zamanda varolmaya devam edebilir, ancak kendi değişim sürecini önce ” değişebileceğini varsayarak ” zihninin genişlemesini sağlaması ve bu süreci yaşaması için belli koşulları da algılayarak idrak etmesi gerekmektedir. Yani, madde içinde kaybolmuş olan bir insan varlığı, maddenin bilindiği şekli ile haşır neşir olurken değişime uğrar. Bu bilinen seviyenin daha farklı seviyelerde olabileceğine gerçekten inanması gerekmektedir. Bazı insanlar bunu bu şekliyle algılayamayabilir, onlarda bu değişimler olmayacak mı sorusu geliyor. Olacak; onlar içlerinde barındırdıkları
” sevgi ” ile bu süreci aşabilirler ve değişebilirler. Bildiğimiz gibi 4. Çakramız , Kalp çakrasıdır ve temsil ettiği şey – Koşulsuz sevginin ve dengenin enerjisidir( aslında ) . İnsan bedeninde 3 adet Dünya çakrası ve 3 adet astral çakra bulunur. Denge ise kalp çakrasıdır, aradadır, aracıdır, atlamak için bir kosmodromdur……., ruh ile bağlantıdır. Kişi , daha üst seviyedeki çakraları ile pasif çalışsa bile, Kalp çakrası ile koşulsuz sevgiyi tezahür ettirdiğinde , değişim/ transformasyonlar başlatabilir ve bundan sonra da , idrak açılımı yaşamaya başlayabilir. Yani, yükseliş olgusu – –
1. İdrak ve bilgelik ile gerçekleşir. 
2. Sevgi ve iyi niyetle açılımı gerçekleşir. Şu anda bulunduğumuz uzay/ zaman çizgisi sona erdiğinde, diğer uzay zaman çizgisine sıçrayabilmek – irade veya sevgi ile olacaktır. Şu anda Dünyada bu olguları geliştirmek üzere birçok teknikler ve dinler geliştirilmiştir. Yalnız bu tekniklerin (din dahilinde olanları da) bilinçli olarak, hangi ” şeye ” hizmet ettikleri, neyin açılımını yaptıkları bilinmemektedir veya saklanmaktadır ve konuşulmamaktadır, istisnalar hariç. Bu olgu da çok normaldir ama zamanın sonuna yaklaşırken artık değişmeli. Artık bilmek veya hissetmek zorundayız. Bilgiyi altıncı çakra ile alan bir insan , mantık olgusunu geliştirmiştir ve ” bilme yolunda korkuyu da aşmıştır veya aşmaktadır.Onu aşması gerektiğini bilir.” Sevgiyi dördüncü çakra ile yaşayan bir insan , henüz daha mantık olgusunu geliştirmemiş,onu  “aklı almaz”, reddedebilir , çünkü bilmiyordur, ama kalp çakrasının içinden de bu Uzay zaman dışına geçiş vardır ve bu kişi o geçişi kullanabilir, kalp merkezindeki kutsal alana girerek Özbenliği ile bağlantıya geçer ve onun yönlendirmesiyle “sihirbazlığını gerçekleştirir”, bu uzay zamanın dışına çıkabilir ve yardımlar alacağı için yönlendirmelerle aynı yere- bir sonraki uzay zaman dilimine atlar.
Mantık ve altıncı çakra ile çalışan insanlarda bazı yanılsamalar olabilir. Onlar, aslında kalp çakrasının tezahür bilgisini bilir ama kalpten kutsal alana girmemiştir. Bu yüzden bu bilgi ona olumsuz gelebilir ve ille de diğerlerinin de kendisi gibi mantık ve altıncı çakra ile gitmesi gerektiğini savunur (bunu günümüzde çok görüyoruz). Kendi yaptığı ve bildiğinin ” doğru” olduğunu ve aksi takdirde olmayacağını savunarak , yükselmek için mutlaka onun yöntemini uygulamak gerektiğinde ısrar eder, baskı yapar. Diğer yöntemleri reddederler , onlarınki ” doğrudur” sadece . Dünya üzerinde ego olgusu , bu uzay zamanda tutunmamızı sağladığı için ve mantık insanında da ispatlar yoğunlukla yaşandığı için ego kalıpları çoğalır ve ego seviyesi yükselir. Baskıcı ve ” tiran” olmaya başlar. Ve Kalp merkezindeki Sevgi tezahürünü unutmaya başlar. Bir kısım ” negatif kutbiyet ” kazanan varlık bu sıralamadan gelir. Onlar “kalp çakrasını atlayıp” , negatif hasata hazırdırlar. Enerjileri güçlüdür,geçiş bilgileri mevcuttur, insanları kendi “doğruları” yönünde etkiler, iyilik yapıyormuş gibi görünüp, kendilerine taraftar çekmeye çalışırlar. Kalp çakraları zamanla kapanır ve kalp çakrası ile çalışanlara öfke duymaya başlarlar, çünkü o bilgi onlarda kayıptır. Bu insanların bazılarının , geçiş esnasında pozitif hasat olma ihtimalleri mevcuttur,çünkü atlama anında çok yoğun elektromanyetik etkiler altında kaldığımızda, altıncı çakra açılımı ile ” yüce idrak ” gerçekleşebilir ve Yüce Planı olduğu gibi anlayıp idrak edebilirler. Zaten kutbiyetleri sıçrayacak kadar mevcut olduğundan , doğrudan pozitif kutbiyete atlarlar . 
” Işık Ailesi” , “Zaman Bükücü ” (enerji), Kızıl Ejder
Tebliğ alan – Zehra Usanmaz    10.02.2012

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu