
BİLGE KADIN’ DAN ÖĞRENCİYE
“Pembesi ayaza dönmüş kara gibi ne ağlar durursun?” dedi Bilge.
Saçları upuzun, tel tel aklara bürünmüş, ince telli…Parlıyordu güneşin çehresinde.
Attığı adımlarda, ayaklarının altından altın pullar dererdi toprağa.
Tohum olur açar, aş olur konurdu gönül sofrasına.
O – yedirendi.
Toprak şenlenir, gün Güneş’e yüzünü çevirirdi.
Gözlerinde göğün tüm yıldızları ışıldar, nefesinde şifa yaşardı.
O – iyileştirendi.
Öğrenci tez canlıydı. Aldığı nefes durmazdı sabırsız ciğerlerinde.
“Ne dövünürsün! Umutsuzluk, ümitsizlik senin neyine?” Dedi Bilge.
“Bilmek mi istersin – önce Ölmek gerek.
Sevmek mi istersin – önce bilmek gerek.”
İdrakının sınırlarında, inancının ışığında; sabırsızlığının bilgisizliğinde kavruluyordu öğrenci.
“Ne sızlanır durursun! Kolay mı sandın, Zor- Senin Adın !” Dedi Bilge.
“Ölmek mi istersin – Önce sabretmek gerek.
Sabır mı istersin – önce Biat et!”
Melis Gebedek
23.05.2024
11:11



